top of page

7,4’lük Kolombiya Depremi: Sarsıntı Sonrası Bağlantının Önemi

  • Yazarın fotoğrafı: LitPack Energy
    LitPack Energy
  • 5 gün önce
  • 3 dakikada okunur
10 Ağustos 2026 Kolombiya depremi sonrası etkilenen yerleşim bölgesi

10 Ağustos 2026 sabahı Kolombiya’nın batısında meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem, ülkenin geniş bir bölümünde hissedildi. Kolombiya Jeoloji Servisi (SGC) tarafından depremin merkez üssünün Chocó bölgesindeki San José del Palmar olduğu, derinliğinin ise 103 kilometre olduğu açıklandı.


Ana sarsıntının ardından bölgede artçı depremler kaydedildi. SGC ayrıca bunun Kolombiya’da 21. Yüzyılda kaydedilen en büyük depremin olduğunu bildirdi.


Böylesine güçlü bir deprem, doğal olarak ilk olarak can güvenliğini, yapıların durumunu ve arama-kurtarma çalışmalarını gündeme getiriyor. Ancak afetin etkileri sarsıntının sona ermesiyle ortadan kalkmıyor.


Deprem sonrasında elektrikten haberleşmeye kadar günlük yaşamı sürdüren altyapıların durumu önem kazanıyor. Bu da günümüzün teknolojiye bağlı yaşamında başka bir soruyu beraberinde getiriyor:


Elektrik kesildiğinde iletişim kurmaya ne kadar hazırız?


7,4 Büyüklüğündeki Kolombiya Depreminde Ne Oldu?


Kolombiya depremi sonrası etkilenen yerleşim bölgesi

Kolombiya Jeoloji Servisi verilerine göre deprem 10 Ağustos 2026 tarihinde yerel saatle 07.34’te gerçekleşti.


Sarsıntı yalnızca merkez üssünün bulunduğu bölgede değil, Kolombiya’nın birçok noktasında da hissedildi. SGC’ye 900 farklı yerleşimden 12 binden fazla hissedilme bildirimi ulaştı. Depremin Panama ve Venezuela’da da hissedildiğine ilişkin bildirimler alındı.


Bu geniş etki alanının temel nedenlerinden biri depremin yüksek büyüklüğüydü.


Ana sarsıntının ardından bölgede artçı depremler kaydedilirken, gelişmeler resmi kurumlar tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor.


Yaşanan gelişmeler, afet sonrasında doğru ve güncel bilgiye erişebilmenin önemini bir kez daha ortaya koydu.


Deprem Bittiğinde İletişim İhtiyacı Bitmiyor


Deprem sırasında öncelik, güvenli bir noktada bulunmak ve resmi afet yönergelerine uygun hareket etmektir.


Sarsıntının ardından farklı bir süreç başlıyor.


İnsanlar aile üyelerinin durumunu öğrenmeye, resmi kurumların açıklamalarına ulaşmaya, bulundukları bölgedeki riskleri takip etmeye ve gerektiğinde yardım talebinde bulunmaya çalışıyor.


Bu süreçte telefon ve internet yalnızca günlük iletişim araçları olmaktan çıkarak bilgiye erişim kanallarına dönüşüyor.


Fakat internet bağlantısının devam edebilmesi yalnızca telekomünikasyon altyapısına bağlı değil. Ev veya iş yerindeki modem de elektrik enerjisine ihtiyaç duyuyor.


Elektrik kesildiğinde telekomünikasyon altyapısı hizmet vermeye devam etse dahi enerji alamayan bir modem kapanıyor ve Wi-Fi bağlantısı kullanılamaz hâle geliyor.


Bu küçük görünen teknik ayrıntı, afet sonrasında iletişimin sürekliliği açısından önemli bir fark yaratabiliyor.


Elektrik Kesintisi İnternet Bağlantısını Nasıl Etkiler?


Deprem sonrası elektrik kesintisi sırasında internet bağlantısı ve modem enerji ihtiyacı

İnternet bağlantısının sürdürülebilmesi için hem servis sağlayıcının altyapısının hem de kullanıcı tarafındaki ağ ekipmanlarının çalışır durumda olması gerekiyor.


Bir deprem sırasında telekomünikasyon altyapısı fiziksel olarak zarar görebilir veya bölgesel hizmet kesintileri yaşanabilir. Böyle bir durumda yalnızca modeme enerji sağlamak internet erişiminin devam edeceği anlamına gelmez.


Ancak internet servis sağlayıcısının altyapısı aktif olduğu hâlde ev veya iş yerinde elektrik kesilmişse farklı bir durum ortaya çıkar. Modem enerji alamadığı için kapanır ve mevcut internet altyapısına erişim sağlanamaz.


Bu senaryoda modeme sağlanan yedek enerji, elektrik kesintisinin kullanıcı tarafındaki bağlantıyı doğrudan kesmesinin önüne geçilmesine yardımcı olabilir.


Dolayısıyla amaç her koşulda internet bağlantısını garanti etmek değil; altyapının hizmet vermeye devam ettiği durumlarda modem gibi kritik ağ ekipmanlarının çalışmasını sürdürebilmesini sağlamaktır.


Afet Hazırlığında Yeni Bir Başlık: Bağlantı Sürekliliği


Günümüzde evler geçmişe kıyasla çok daha fazla bağlantılı cihaz içeriyor.


Modemler, güvenlik sistemleri, sensörler ve farklı akıllı ev ekipmanları işlevlerini sürdürebilmek için elektrik enerjisine ihtiyaç duyuyor.


Bu durum afet hazırlığında enerji kullanımına farklı bir açıdan bakmayı gerektiriyor.


Bütün yaşam alanını saatlerce enerjilendirmek yerine, hangi cihazların kritik olduğunu belirlemek daha hedefli bir yaklaşım sunabilir.


Modem bu cihazlardan biri.


Düşük güç tüketimine rağmen, bilgiye ve dijital iletişim kanallarına erişimin merkezinde yer alıyor. Bu nedenle yedek enerji teknolojilerinin yalnızca kapasite üzerinden değil, kritik cihazların ne kadar süre çalıştırılabildiği üzerinden de değerlendirilmesi gerekiyor.


SismoCell Bu Senaryoda Nasıl Konumlanıyor?


Deprem sonrası elektrik kesintisinde modeme yedek güç sağlayan duvara monte SismoCell

LitPack tarafından geliştirilen SismoCell, deprem algılama özelliği ile modem için yedek güç desteğini tek cihazda bir araya getiriyor.


SismoCell, belirlenen seviyedeki sarsıntıları algılayarak sesli ve ışıklı uyarı verirken aynı zamanda elektrik kesintilerine karşı modeme enerji desteği sağlıyor.


Elektrik şebekesi devre dışı kaldığında modem SismoCell üzerinden belirli bir süre daha enerji almaya devam edebiliyor. Böylece servis sağlayıcının internet altyapısının aktif kaldığı koşullarda Wi-Fi bağlantısının yalnızca elektrik kesintisi nedeniyle sona ermesinin önüne geçilmesine yardımcı oluyor.


SismoCell bu yönüyle iki farklı ihtiyacı aynı senaryoda ele alıyor:

Sarsıntının algılanması ve bağlantı için gerekli enerjinin korunması.


Burada teknolojinin sınırını doğru tanımlamak da önemli. SismoCell bir deprem tahmin sistemi değildir ve telekomünikasyon altyapısında meydana gelebilecek fiziksel bir kesintiyi ortadan kaldırmaz.


Üstlendiği görev, depremi algılamak ve elektrik kesildiğinde kullanıcı tarafındaki kritik bağlantı ekipmanına enerji sağlamaktır.


Kolombiya Depreminden Çıkarılabilecek Teknolojik Ders


10 Ağustos’ta yaşanan Kolombiya depremi, büyük depremlerin günlük hayatın akışını ne kadar kısa sürede değiştirebildiğini yeniden gösterdi.


Depremin zamanını önceden kesin olarak belirleyemiyoruz. Buna karşılık, deprem sonrasında ortaya çıkabilecek bazı ihtiyaçları önceden öngörmek mümkün.


Enerjiye ihtiyaç duyacağız. Güvenilir bilgiye ulaşmak isteyeceğiz. Yakınlarımızla bağlantı kurmaya çalışacağız.


Bu nedenle afetlere hazırlıkta teknoloji açısından sorulması gereken önemli sorulardan biri “Deprem ne zaman olacak?” değil, “Deprem olduğunda hangi kritik sistemlerin çalışmasını sürdürebiliriz?” olabilir.


Enerji ve iletişim arasındaki bağlantıyı doğru kurmak da bu hazırlığın önemli bir parçası.


Hazırlık, depremi öngörmekten değil, deprem sonrasında ihtiyaç duyulabilecek sistemleri önceden planlamaktan başlar.

Yorumlar


bottom of page