İstanbul’da Mikrodeprem Hareketliliği: Büyük Depremin Habercisi mi?


Marmara Denizi’nde İstanbul’un Adalar ilçesinin güneyinde son günlerde art arda meydana gelen küçük depremler, İstanbul’da deprem gündemini yeniden öne çıkardı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü tarafından açıklanan verilere göre, 18 Ağustos 2026 saat 06.00 ile 20 Ağustos 2026 saat 13.00 arasında yaklaşık 20 kilometre yarıçaplı bir alanda 117 deprem çözümlendi.
Kandilli, büyüklükleri 0,7 ile 3,1 arasında değişen bu sarsıntıları, zaman ve konum açısından kümelenmiş bir “mikrodeprem dizisi” olarak tanımladı. Bölgedeki sismik aktivitenin 7 gün 24 saat takip edildiği de belirtildi.
AFAD verilerine göre dizide dikkat çeken sarsıntılardan biri ise 19 Ağustos'ta saat 17.43'te Adalar açıklarında meydana gelen 3,2 büyüklüğündeki deprem oldu. Aynı bölgede 2,9, 2,8, 2,7 ve 2,6 büyüklüğünde çok sayıda küçük deprem de kaydedildi.
Peki İstanbul açıklarında kısa süre içinde bu kadar çok küçük deprem meydana gelmesi ne anlama geliyor? Bu hareketlilik yaklaşan büyük Marmara depreminin habercisi olabilir mi?
Uzmanların açıklamaları, bu sorulara tek bir sarsıntı ya da yalnızca deprem sayısı üzerinden yanıt vermenin mümkün olmadığını gösteriyor.
117 Mikrodeprem Büyük İstanbul Depreminin Habercisi mi?
İstanbul açıklarındaki hareketliliği değerlendiren Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, mevcut mikrodepremlerin fayın aktif olduğunu gösterdiğini ancak bunların tek başına yaklaşan büyük bir depremin işareti olarak değerlendirilemeyeceğini belirtiyor.
Tüysüz’e göre meydana gelen küçük depremler, bölgede aktif bir tektonik sistem bulunduğunu ortaya koyuyor. Ancak mevcut verilerden yola çıkarak “büyük deprem yaklaşıyor” sonucuna ulaşmak bilimsel olarak mümkün değil.
Bu noktada önemli bir kavram da “öncü deprem” ifadesi.
Bir sarsıntının öncü deprem olduğu, çoğu durumda ancak ardından daha büyük bir deprem meydana geldikten sonra geriye dönük olarak belirlenebiliyor. Dolayısıyla bugün gerçekleşen küçük bir depremi tek başına “büyük depremin öncüsü” olarak tanımlamak doğru değil.

Küçük Depremler Enerjiyi Boşaltıyor mu?
Mikrodepremlerin ardından sıkça gündeme gelen bir diğer soru ise küçük sarsıntıların fay üzerindeki enerjiyi boşaltıp boşaltmadığı.
Prof. Dr. Okan Tüysüz, Adalar çevresindeki depremlerin büyüklüklerinin çok düşük olduğuna dikkat çekerek bunların “fayın enerjisini boşalttığı” şeklinde yorumlanamayacağını ifade ediyor.
Başka bir ifadeyle, “küçük depremler oluyor, dolayısıyla büyük deprem riski azalıyor” yaklaşımı bilimsel olarak desteklenmiyor.
Marmara Denizi, Kuzey Anadolu Fay Sistemi'nin önemli bölümlerinden birini barındırıyor. Bu nedenle bölgede meydana gelen sismik hareketlilik, büyüklüğünden bağımsız olarak bilim insanları ve kurumlar tarafından yakından takip ediliyor.
Uzmanlar Neden Farklı Değerlendirmeler Yapıyor?
Deprem biliminin doğası gereği aynı veri seti farklı araştırmacılar tarafından farklı modeller üzerinden yorumlanabiliyor.
İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Karabulut, Adalar açıklarında başlayan mikrodeprem aktivitesinin izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Karabulut, depremlerin konum ve derinlik bilgilerinin doğrulanması ve mikrodeprem aktivitesinin ivmelenerek devam etmesi durumunda, bunun bir öncü aktivite olup olmadığının bilimsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
Bu açıklamanın “mevcut depremler kesinlikle öncüdür” anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor. Burada vurgulanan konu, aktivitenin zaman içerisindeki değişiminin izlenmesi.
Bu nedenle İstanbul'daki son hareketliliğe ilişkin en sağlıklı yaklaşım; tek bir uzman açıklamasından kesin sonuç çıkarmak yerine AFAD, Kandilli Rasathanesi ve bilimsel kurumların güncel verilerini takip etmek.
İstanbul İçin Asıl Konu: Depremin Zamanı Değil, Hazırlık
Son depremler bir kez daha önemli bir gerçeği hatırlatıyor:
Depremin tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini bugün için güvenilir biçimde söylemek mümkün değil.
Ancak deprem riskinin bulunduğu bir şehirde yaşarken yapılabilecek çok şey var.
AFAD; yapı güvenliğinin kontrol edilmesi, eşyaların sabitlenmesi, aile afet planı hazırlanması, toplanma alanlarının önceden öğrenilmesi ve deprem sırasında Çök-Kapan-Tutun hareketinin uygulanması gibi hazırlıkların önemini vurguluyor.
Hazırlığın önemli fakat zaman zaman gözden kaçan bir diğer parçası ise iletişim sürekliliği.
Deprem Sonrasında İnternet Bağlantısı Neden Önemli?
Bir afetin hemen ardından aynı anda milyonlarca kişinin telefon görüşmesi yapmaya çalışması mobil iletişim altyapısında yoğunluğa neden olabiliyor.
Bu nedenle AFAD, afet ve acil durumlarda hayati olmayan telefon görüşmelerinden kaçınılmasını; iletişim için mümkün olduğunca SMS ve internet tabanlı mesajlaşma uygulamalarının tercih edilmesini öneriyor.
Ancak burada başka bir sorun ortaya çıkıyor:
Elektrik kesilirse modem ne olacak?
Deprem sonrasında elektrik altyapısında meydana gelebilecek bir kesinti, evde veya iş yerinde internet altyapısı fiziksel olarak çalışmaya devam etse bile modemin enerjisiz kalmasına neden olabilir.
Bu nedenle afet hazırlığında yalnızca telefonun şarjının değil, modem gibi iletişim cihazlarının enerji sürekliliğinin de düşünülmesi önem taşıyor.
SismoCell: Sarsıntı Uyarısı ve Modem Güç Desteği Bir Arada

LitPack olarak geliştirdiğimiz SismoCell’i, deprem anı ve sonrasında ortaya çıkabilecek iki farklı ihtiyaca odaklanarak tasarladık: sarsıntının algılanması ve iletişim altyapısının enerji sürekliliğinin desteklenmesi.
SismoCell sağlam bir duvara sabitlenerek kullanılıyor. Cihazımız, sarsıntı algılama fonksiyonu sayesinde sarsıntıyı algıladığında sesli alarm ve LED ışıkla uyarı sağlıyor.
Burada özellikle altını çizmek istediğimiz önemli bir ayrım bulunuyor:
SismoCell depremi tahmin eden bir cihaz değildir.
SismoCell ile amacımız; meydana gelmiş sarsıntının cihaz tarafından algılanmasının ardından bulunduğu ortamda sesli ve ışıklı uyarı oluşturmak.
SismoCell’in ikinci fonksiyonu ise entegre modem UPS sistemi. Cihazımız, elektrik kesintisi durumunda bağlı modeme 2 ila 4 saat arasında ek güç
sağlayabiliyor.
Böylece internet servis sağlayıcısının altyapısı çalışmaya devam ettiği sürece, modem elektrik kesintisinden hemen etkilenmeden çalışmayı sürdürebiliyor.
Bu noktanın, özellikle AFAD’ın afet sonrasında SMS ve internet tabanlı iletişimi tercih etme tavsiyesi düşünüldüğünde önemli olduğuna inanıyoruz.
Teknoloji Hazırlığın Bir Parçası Olabilir, Yerine Geçemez
SismoCell gibi teknolojiler afet hazırlığını destekleyebilir; ancak hiçbir teknolojik ürün sağlam yapı, doğru davranış, afet planı ve resmi kurumların uyarılarının yerini tutmaz.
Depreme hazırlık bir bütün olarak ele alınmalı.
Binanın deprem güvenliğinin değerlendirilmesi, ağır eşyaların sabitlenmesi, afet ve acil durum çantasının hazırlanması, toplanma alanlarının öğrenilmesi, aile iletişim planının oluşturulması ve elektrik kesintilerine karşı alternatif enerji çözümlerinin düşünülmesi aynı hazırlık zincirinin parçalarıdır.
Depremin Zamanını Bilemeyiz, Ama O Ana Hazırlanabiliriz
Adalar'ın güneyinde meydana gelen mikrodeprem dizisi İstanbul'un deprem gerçeğini yeniden gündeme getirdi.
Kandilli'nin açıkladığı 117 mikrodeprem, bölgede devam eden sismik aktivitenin dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, bu hareketliliğin tek başına yakın zamanda büyük bir İstanbul depreminin gerçekleşeceği anlamına geldiğini ortaya koymuyor.
Belirsizliğin karşısında yapılabilecek en doğru şey korkuya kapılmak değil, hazırlığı güçlendirmek.
Depremin gününü ve saatini bilemeyebiliriz.
Ancak deprem anında ne yapacağımızı, nasıl iletişim kuracağımızı ve elektrik kesildiğinde bağlantımızı nasıl destekleyeceğimizi bugünden planlayabiliriz.
Biz de LitPack olarak SismoCell ile tam bu noktaya odaklanıyoruz. Sarsıntı uyarısı ile modem için yedek güç desteğini aynı cihazda bir araya getirerek afet hazırlığının teknolojik bileşenlerinden birini sunmayı hedefliyoruz.
Çünkü depremi engelleyemeyiz.
Ama hazırlık seviyemizi değiştirebiliriz.




Yorumlar